Wednesday, September 8, 2010

Çocuklarda Uyku Bozukluğu

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Ağustos - 26 - 2010 Yorum Yap

Çocuğunuz uzun bir yolculuğun ardından kendisini yorgun hissettiği için huzursuzluk yapabilir ve uyumak istemeyebilir, stresli olabilir ve uykuya dalmakta zorluk çekebilir, gece uyku saatlerini daha ileri bir zamana çekmek isteyebilir, sabahları çok geç kalkarak akşamlan çok geç yatma alışkanlığı edinmiş olabilir. Bu gibi durumlarda genellikle uyku saatlerinin düzenli olarak takip edilmesi gerekmektedir ancak bazı durumlarda doğal sağlık tedavilerine başvurulabilir.

Doğal sağlık tedavileri:

* Mine bitkisinin yatıştırıcı ve teskin edici özelliği uyumak istemeyen çocukların bile uykusunu getirir.
* Limon yaprakları sinirli ve hassas olan çocukların uykuya dalmasını kolaylaşürır.
* Hayit adı verilen ve bitkibilimde “motherwort” olarak bilinen bitki korku nedeniyle uyuyamayan bebek ve çocuklar için kullanılabilir.
* Ağlayan ve uykuya dalamayan bebekleri için papatya çayı kullanılabilir.
* Papatya, lavanta, şerbetçi otu ve limon karışımını küvet suyuna ekleyerek bebeğinizi/çocuğunuzu bu suda yıkayın.
* Kedi otunu iyice ezerek bal ile karıştırın ve karışımı çocuğunuza yedirin. Özellikle çocuğunuzun stresli olduğu günlerde bu karışım sayesinde daha rahat uyuduğunu göreceksiniz.
* Çocuğunuzun uyku sorununun temelini oluşturan sebepleri tespit edin ve homeopati uzmanınızın uygun gördüğü homeopatik tedavileri uygulayın. Homeopati tedavilerinin uzun bir süreye yayılması gerektiğini unutmayın. Homeopati alanında uygulanan tedavileri çocuğunuzun uyku vaktinden 1 saat önce kullanabilirsiniz. Bu tedavilerin 14 gün boyunca sürdürülmesi gerekebilir. Çocuğunuz geceleri kalkar ve bir daha uykuya dalamazsa bu tedavileri tekrarlamanız gerekebilir:

• Çit kökü ve acı hıyar adı verilen bitkiler sürekli ağlayan çocuklar için kullanılabilir.
• “Rhus Tox” adı verilen madde uyuyamayan, sürekli gezinmek isteyen ve huzursuzluk yapan çocuklar için uygundur.
• Altın anlamına gelen “aurum” adlı homeopatik madde ölüm ve kötü okul anıları ile ilgili rüyalar gören çocuklar için kullanılabilir. Bu tür çocuklar uyandıklarında kendilerini mutsuz ve bitkin hissederler.
• Bıldırcın otu yaşanan bir şok nedeniyle ortaya çıkan uyku sorunlarının giderilmesinde kullanılmaktadır. Huzursuzluk, kâbus ve ölüm korkusu gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkan uyku sorunlarında da bıldırcın otunun kullanımı uygun olur.
• Aşırı korku nedeniyle ortaya çıkan susuzluk hissi ve hassasiyet homeopati alanında “fosfor” olarak tanımlanan madde ile giderilebilir.
• Rüzgârgülü bitkisi ağlamaklı olan çocuklar için kullanılabilir.
• Diş çıkarma gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkan uyku bozukluklarında papatya kullanılabilir. Uyumak için sürekli olarak ayakta sallanmayı iste¬yen çocuklara da papatya çayı içirebilirsiniz.
• Çok yoğun ve yorgunluk verici bir günün ardından uyumakta zorluk çeken çocuklar için “Nux vom.” adlı madde kullanılabilir.
• Çocuğunuzun zihni herhangi bir olayla meşgul olduğunda ve dikkatini başka bir alana kaydıramadığında kahve bitkisini deneyebilirsiniz.
■ Muz ve salatalık gibi bazı enerji verici gıdalar karın ağrısına ya da sindirim sorunlarına yol açabilir. Uyku öncesi bu gıdaların tüketiminden kaçının.
■ Bir bardak ılık keçi sütü herhangi bir sindirim sorununa yol açmadan çocuğunuza uyku verir.
■ Yaşı uygun olan çocuklar uyumadan önce çinko içeren pastiller çiğneyebilir. Bu pastiller çocukların daha rahat uyumasını sağlar.
■ Çiçek esansları güzel ve derin bir uyku için oldukça etkilidir. Çiçek terapistinize danışarak hangi çiçeklerin esanslarını birlikte kullanabileceğinizi öğrenin:
• Beyaz kestane zihinleri karmaşık olan çocuklar için uygundur.
• Huzursuz bir bebek ya da çocuk Bach çiçek esansları ile sakinleştirilebilir.
• Toz ağacı karanlık korkusu yaşayan çocuklar için uygundur.
• Ceviz yeni bir okul ya da yeni bir ev gibi değişiklikler nedeniyle uyum sorunu yaşayan çocuklar için kullanılabilir.
•Misk otu aşırı korku yaşayan ya da gerilim hisseden çocuk ve bebekler üzerinde etkilidir.
•Itır çiçeği, papatya, gül yaprağı ve lavanta yağını çocuğunuzun banyo küvetine karıştırabilirsiniz. Bu şekilde çocuğunuzun sakinleştiğini ve rahatladığını göreceksiniz.

■ Üzerine birkaç damla lavanta yağı damlattığınız mendili çocuğunuzun yatağına ya da yastığına yakın bir yere koyarsanız, onun daha kolay uykuya daldığını gözlemleyebilirsiniz.
■ Buharlaştırıcı cam bir tüpün içine koyduğunuz lavanta ve papatya yağının da aynı etkiyi sağladığını göreceksiniz.
■ Uyku senti öncesinde lavanta ve papatya yağı ile yapacağınız masaj çocuğunuzun  rahat uyumasını sağlayacaktır. Bu şekilde çocuğunuzun kendisini daha sakin ve huzurlu hissettiğini göreceksiniz.
Faydalı terapiler
Kranyal osteopati, çiçek esansları, (özellikle de çocuğunuzun uyku düzenini etkileyecek duygusal bir durum söz konusu olduğunda), besin terapileri, aromaterapi, homeopati, herbalizm, müzik terapisi, Ayurveda, masaj, refleksoloji.
Hemen hemen tüm doğal sağlık terapileri insanların rahatlamasını ve iç huzur kazanmasını sağlamaktadır. Rahatlık ve iç huzur çocuğunuzun uyumasını sağlayacak olan en önemli etkenlerin başında gelmektedir. Bu nedenle faydalı terapilere başvurabilirsiniz.


Çocuklarda Kemik Gelişimi

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Ağustos - 7 - 2010 Yorum Yap
Çocukların sağlıklı gelişiminde, aldıkları kalsiyum miktarı kadar kalsiyumun emilimi de çok önemlidir. Lizin, 2-12 yaş çocuklarda kalsiyum emilimini artırır, kemik oluşumunu hızlandırmaya yardımcı olur.


Gelişimini tamamlamış bir insan iskeletinde 206 kemik vardır, oysa bir bebeğin iskeletinde kemik sayısı 300’den fazladır. Çocuklar büyüdükçe bazı kemikler birleşerek daha büyük kemikler oluşturur. Çocuğun sağlıklı gelişimi ve kemiklerinin güçlenmesi için lizin büyük önem taşımaktadır.

Peki lizin nedir?

Lizin, proteinlerin yapı taşları olan aminoasitlerden biridir. Amino asitler hücreleri yapılandırırlar, dokuları onarırlar, enzimlerin oluşturulmasından sorumludurlar ve de ruh sağlığımızda temel bir rol oynarlar.

Uygun bir protein sentezi elde edebilmek için, vücudumuzda bütün amino asitlerin aynı zamanda ve doğru miktarda bulunmaları mutlaka gereklidir. Bu temel amino asitlerden biri olan Lizin; vücutta kalsiyum emilimini artırmada ve kalsiyumun kullanımında rol oynar. Bütün proteinlerin esansiyel yapı bloğu olarak çocuklarda büyüme ve kemik gelişimi için gereklidir.

Yaz Aylarında Bebek Beslenmesi

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Ağustos - 4 - 2010 Yorum Yap

İLK ÖNCE ANNE SÜTÜ

Bebeğiniz 6 aylıktan küçükse ona verebileceğiniz en ideal besin; sütünüzdür. Anne sütü bebeğiniz için en uygun kıvamda ve besin değerlerine sahip olarak istediğiniz an hazırdır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerjik reaksiyonlar çok az görülmektedir. İçerdiği bazı maddeler nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan korur, hastalıklara karşı direncini artırır. Bileşimindeki uygun protein, yağ, karbonhidrat ve mineraller ile enzimler, bebek için gerekli olan besini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca anne sütü i-çerdiği proteinle bebeğin beyin gelişimi için çok önemlidir.
Anne sütü hijyeniktir. ” El değmeden” her an, her yerde tüketime hazırdır. Diğer besinler gibi, ” dışarıda durunca bozulur mu ?” endişesi yaşamadan bebeğinize gönül rahatlığıyla verirsiniz.

BEBEĞİNİZ 6 AYLIKTAN BÜYÜKSE
Bebeklerin sağlıklı gelişimleri için ilk 4-6 ay anne sütü yeterliyken, bu aylardan sonra büyüyen ve gelişen organizmalan için ek gıdalara ihtiyaç duyarlar. Yaz aylarında bebeğiniz için tercih edeceğiniz besinler fazla yağlı, ağır olmayan, enerji ihtiyaçlarını karşılayacak gıdalar olmalıdır. Bebek beslenmesinde ilk verilen katı gıdaların başında elma, şeftali suyu gibi meyve sulan ve muhallebiler gelir. Bunları yoğurt, sebze çorbaları, muz elma, şeftali, armut, kayısı, üzüm püreleri izler. 6 aydan sonra yumurta şansı, et, balık, karaciğer bebeğe azar azar verilmeye başlanabilir.

Bebeklere katı gıda verirken
dikkat edilecek en temel noktalar bebeğin yeni tatlara uyum göstermesi sırasında ona yardımcı olmaktır. Onun hassas sindirim sistemini zorlamayacak az yağlı, az tuzlu ve baharatsız hazırlanmış sebze çorbalan öğle yemekleri için idealdir. Allerjik reaksiyona karşı azar azar, denetleyerek ve zaman içinde artırarak yumurta, domates, çikolata gibi gıdalan vermek daha uygundur. Özellikle çikolatayı yaz aylannda çok fazla vermemek daha iyidir.

TEMİZLİK VE SAĞLIK KURALLARINA DİKKAT EDİN
Yaz aylarında çocuklarda ve bebeklerde problemlerinin başında ishal ve bağırsak enfeksiyonları geliyor. Bu hastalıkların en büyük nedeni temizlik kurallanna uyulmaması ve besinlerin uygun koşullarda saklanmaması. Bebeğiniz için yemek hazırlamadan önce ellerinizi yıkayın. Hatta bebeğinizle oynarken, uyuturken de ellerinizin temiz olduğundan emin olun. Eğer biberonla besleme yapıyorsanız, biberonun iyice temizlenmiş olduğundan emin olun. Yaz aylannda açıkta bırakılan biberon mamalan çabuk bozulur ve biberonun içinde kalan az bir miktar veya iyi yıkanmayan biberonda kalan kalıntı, bebeğiniz için risk oluşturabilir. Yine bebeğinizin mamalannı buzdolabında kısa süreli saklayın. Kaşık mama veriyorsanız da aynı uygulamalar söz konusu. Kullandığınız meyvelerin, sebzelerin, taze ve yıkanmış olması gerekir. Gıdayı hazırladıktan sonra hemen çocuğunuza bekletmeden verin.

Oyuncak seçerken dikkat edilmesi gerekenler

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Temmuz - 29 - 2010 Yorum Yap
Oyuncak Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
*Oyuncakların üzerinde çıkıntı veya keskin kenarlar olmamasına dikkat edilmelidir.
*Yumuşak oyuncaklar tehlikesiz gibi görünebilir ancak oyuncağın gözleri ya da burnu sabitlenmemişse bebeğiniz için tehlikeli olabilir.
*Yuvarlak kenarlı, el büyüklüğünde veya daha büyük oyuncaklar, bebeğinizin ağzına yabancı cisimleri sokmaması gerektiğini öğrenene kadar verilebilir.
*Alacağınız parçalı oyuncakların parçalarının yutulamayacak kadar büyük olması gerekir.
*Küçük parçalı oyuncak kutularının üzerindeki yaş grubu uyarısına dikkat edilmelidir.
*Metal veya eğilmez plastikten yapılmış oyuncaklar satın alınmamalıdır.
*Koku çıkaran oyuncaklar alınmamalıdır. Çünkü çıkan kokular bir süre sonra alışkanlık veya uyuşukluk yapabilir.
*Motorları açıkta olan oyuncaklar alınmamalıdır. Güvenlik önlemleri almadan çocuklara elektrikli tren gibi oyuncaklar verilmemelidir.
*Isı yaratan ve ısı gerektiren oyuncaklar verilmemelidir.
*Beş yaşından küçük çocuklar için boyanmış, spreylenmiş ve cilalanmış olan tüm oyuncaklarda kullanılan boyaların içindeki kurşun oranının yüzde 1’i geçmediğine ya da zehirli olmadıklarına dair uyarı bulunmalıdır.
*Yumuşak oyuncakların üzerindeki kurdeleler çıkarılmalıdır. Meraklı bebeğiniz için tehlikeli olabilir.
*Beşik oyuncaklarını çok kısa bir iple asın ve çocuk ayaklanınca ortadan kaldırın, çünkü çocuk ayağa kalkmak için buna asılabilir.
*Bebeğinizin tüylü oyuncakları ağzına almasına izin vermeyin. Bir yaşın altındaki çocuklarda, bu tüylerin yutulması büyük tehlikeler yaratabilir.
*Oyuncakları sık sık kontrol edin ve kırılmış olanları atın.
*Pilli oyuncakların bütün pillerini aynı zamanda değiştirin, çünkü güçlü piller oyuncağın çalışmasını sağlarken zayıf piller çok ısınarak ya da akarak tehlike yaratabilir.
*Oyuncaklar ne kadar güvenli olursa olsunlar siz yine de bebeğiniz oyuncaklarıyla oynarken gözünüz üzerinde olsun.

İlk kez anne-baba olmak

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Temmuz - 23 - 2010 Yorum Yap

Bir çocuğun hayatında en önemli rolü öncelikle anne üslenir. Kadın, hamile kaldığı andan itibaren yeni bir rol kazanmış olur. Hamilelik, bebeğin ilk kalp atışlarının, ilk tekmelerinin sevinciyle gelen özel bir dönemdir. “İyi bir anne olabilecek miyim?” kaygısını her anne adayı taşır ancak genç yaşta anne olmak bu kaygıyı daha da artırır.

Paniklemeyin! Bebek bakımını konusunda bir büyüğünüzün önerilerini alın

Anne, mutlaka eşi dışında fikrini alabileceği bir büyüğü ile bebek bakımını paylaşmalıdır. Genç anne adayının pek çok sorusunun karşılığı güvenilir bebek bakım kitaplarında bulunsa bile, bebeğin doğumu ile ailenin hayatına giren ve bundan sonra bebeği takip edecek çocuk doktoru da güvenilir bir şekilde yanıtlayacaktır.

Bebeğinizi 2-3 saat ara ile emzirin

Yenidoğan bebeklerin sık sık emzirilmesi hem anne sütünün devamlılığı hem de bebekte gelişebilecek sarılığı- kan şekeri düşüklüğünü önlemek açısından çok önemlidir. Bu nedenle bebekler yenidoğan döneminde mutlaka 2-3 saat ara ile emzirilmelidir.

İlk 4-6 ay bebeğinizi sırt üstü yatırın

Son yıllarda yapılan çalışmalar, bebeklerin yüzüstü pozisyonda yatışı ile ani bebek ölüm sendromu [SIDS] arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ilk 4-6 ay bebeklerin sırtüstü pozisyonda yatırılması önerilmektedir. Yine aynı nedenlerden, ilk 1 sene yastık kullanımı tavsiye edilmemektedir.

İlk 6 ay sadece anne süt verin

Eğer bebek çiş ve kaka yapıyorsa (günde 6-8 kez dışkılama), doğum sonrası kilo verdikten sonra zamanında doğan bebekler için haftada 150-200 gram almışsa annenin endişelenmesine gerek yoktur. Bebek sık sık emzirilmelidir. Ancak su ya da şekerli su verilmesi kesinlikle önerilmemektedir. Ek gıdalar da sadece anne sütü ile beslenen bebeklere 6’ıncı aydan sonra, mama ile beslenen bebeklere ise 4-6 ay arasında verilmeye başlanabilir. Bu aylardan önce ek gıda verilmesi gıda alerjilerini artırarak, ishale neden olabilmektedir.

Islak mendil kullanmayın

Bebeğin alt temizliği 1’inci aya kadar pamuk ve su ile yapılmalı. Islat mendil bu dönemde tahriş edici olabilir. 1’inci aydan sonra katkı maddesi ve parfüm içermeyen ıslak mendil kullanılabilir.

Bebeğinizin oda sıcaklığı 21-24 C arasında olmalı

Bebeğini sağlıklı olarak büyütmek isteyen anneler, oda ısısını 21-24 C arasında tutmalı. Ev sık sık havalandırılmalıdır. Bebeklerin kat kat kalın giydirilmesi kesinlikle sağlıklı değildir. Uygun havalarda bebek ile sık sık yürüyüş yapmak, hem anne hem de bebeğin rahat uyuması için gereklidir.

Bebeğinizi her gün yıkayın

Bebeklerin her gün ya da gün aşırı yıkanması tavsiye edilmektedir. Bunun için havaların sıcak ya da soğuk olması fark etmez. Banyo suyu sıcaklığı annenin elini yakmayacak şekilde 37 derece olmalıdır.

Ateşi yükselirse doktorunuza danışın

Yeni doğan bebeğin ateşi makattan veya koltuk altından ölçülebilir. Kullanım açısından pratik olan kulaktan ateş ölçen aletler 0-2 yaş arası çocuklar için uygun olmayabilir. Yeni doğan bebeğin ateşi koltuk altından 37.5, makattan 38 üzerinde olduğu zaman üzeri inceltilmeli ve en kısa zamanda doktor ile temasa geçilmelidir.

Her beslemeden sonra mutlaka gazını çıkarın

Bebek, emzirirken doğru tutulmadığı, memeyi tam tutamadığı zaman hava yuttuğunda gazı oluşur. Bebeğin gaz sorunu oluşmaması için annenin de yediklerine dikkat etmesi gerekir. Bebeğin gazı, her beslemeden sonra çıkarılmalıdır. Karnı doyan bebeğin bir miktar kusması normaldir. Ancak fışkırır tarzda, yeşil renkte kusuyorsa, karın şişliği ve emmede azalma varsa mutlaka doktor görmelidir.

Kız bebeklerde alt temizliğine dikkat edin

Kız bebeklerin cinsel organı, vücudunun diğer yerlerinin silindiği ürünlerle temizlenebilir. En önemli nokta temizliğin daima önden arkaya doğru ve tek bir hareketle yapılmasıdır.”Labia” adı verilen büyük ve küçük dudaklar hafifçe açılarak kıvrımların arası nazikçe yıkanır. Daha derinlemesine bir temizliğe gerek yoktur.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uz. Dr. Dicle İnanç

Biberonla Beslemede Temizlik

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Temmuz - 17 - 2010 Yorum Yap

Bebeğinizi biberonla beslerken temizlik neden önemli ve nasıl sağlayabilirsiniz

Mide ve bağırsak iltihabı bebeğiniz için yaşamsal bir tehlike olabilir. Süt ise bu hastalığın başlıca etkeni olan bakterilereçok uygun bir üreme ortamı sağlar. Burada uygulanacak en önemli ilke şudur: bebeğinizin besinine değecek herşeyikullanmadan önce iyice yıkayıp sterilize edin (mikroplarını kırın). Bebeği biberonla beslemenin altın kuralı budur.Beslemeden sonra da şişeyi ve memeyi yıkayıp kenara ayırın. Kullanılan biberonları daha sonra topluca sterilize edeceksiniz.Yapacağınız ilk işlem yıkama olacaktır.

Tüm şişeleri, kapları, meme ağızlarını, huni ve kaşığı sabunlu sıcak sudayıkayın (deterjan kullanmayın). Şişelerin içini süt kalıntılarını çıkarmak için fırçalayın. Memelerin içini tuzla ovarak sütkalıntılarını temizleyin. Memenin ucuna tuz doldurarak parmaklarınız arasında ovuşturun. Daha sonra tüm gereçleri bol suile durulayın. İkinci aşama sterilizasyondur. Bunun için sterilizasyon için kullandığınız büyük kovaya su koyup sterilizasyon sıvısı yadatabletleri karıştırın. Tabletler çözündükten sonra yıkamış olduğunuz tüm gereçleri suyun dışında kalmayacak şekilde kabakoyun. Kabı hafif hafif sallayarak şişelerin içinde kalabilecek hava kabarcıklarının çıkmasını sağlayın. Kabıın iç kapağınıyerleştirip kapağını kapayın. Gereçleri bu suda tutun ve kullanacağınız zaman çıkarıp kaynamış su ile durulayın ve sularını süzdürün. Gereçlerinizi bulaşık makinesinde kolayca temizleyebilirsiniz fakat steril olmazlar.Eğer sterilizasyon yapabileceğiniz malzemeler bulunmuyorsa gereçlerinizi 25 dakika kadar kaynatarak mikrobunukırabilirsiniz.


Yaz aylarında bebek bakımı

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Temmuz - 4 - 2010 Yorum Yap

Yaz aylarında bebeğinizin bakımına iki kat özen gösterin

Ayrıca çocuklar, güneşten alacakları D vitamininden de mahrum bırakılmamalı.

Bebeğim üşür deyip kat kat sarmayın

Bebekler ilk bir ay (yenidoğan dönemi) gerçekten soğuğa karşı çok duyarlıdır. Bu dönemde bebeği iyi korumak gerekir. Yenidoğan döneminde vücudun en büyük alanı kafadır.

Isı kaybı bu alanda olacağından bir bere takılması uygundur. Yenidoğan dönemi sonrasında bebeğin ortam ısısına göre giydirilmesi gerekir. Aslında her çocuk farklıdır.

Bu nedenle kesin şekilde ‘tek kat giydirin, üç kat giysisi olsun’ demek anlamlı olmaz. Ancak yaz aylarında gündüzleri tek kat penye giysiler yeterli olur. Şapka önemli bir unsurdur.

Sıcak yaz günlerinde güneşten korunması için gereklidir. Akşamları serin olursa üzerine uzun kollu ve bacaklarını örten bir giysi giydirilebilir.

Giysilerin açık renkli, bol kıyafetler olması, boyalı olmaması ve yüzde 100 pamuklu olması, mümkünse organik pamuk dokumadan olması tercih edilmelidir.

Bebeğinize verdiğiniz her ek gıdadan sonra su içirin

Bebekler doğumdan sonra hemen emzirilmeye başlanmalıdır. Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde genelde dışarıdan su takviyesine ihtiyaç yoktur.

Ancak ek gıdaya başlandığında mutlaka su verilmesi gerekir. Yemeğini yedikten sonra bebek ihtiyacı olduğu kadarını içecektir. Yazın ortam sıcaklığı fazlalaştığı için terleme olur.

Vücut su kaybettiği için doğal olarak su içme isteği doğar. Çok sıcak günlerde, gün içinde değişik zamanlarda bebeğe su verilmesi ve sulu gıdalarla beslemesi iyi olacaktır.

İsilikten koruyun

Yazın gelmesi ve havaların ısınmasıyla birlikte en çok karşılaştığımız sorunlardan biri isiliklerdir. İsilik, sıcak havada aşırı terlemeye bağlı olarak ortaya çıkar.

Ortam ısısı arttığı zaman vücut ısısı da artar. Isıyı dengeleyebilmek için bebek terlemeye başlar. Ortam sıcaklığı çok fazla olursa ve sık banyo yapılmazsa gözeneklerde tıkanıklık olabilir.

Ter bezleri tıkandığı zaman o bölgede kızarık, nokta nokta lekeler görülür. Daha çok göğüste, omuzda, boyunda isilikler ortaya çıkar.

Bunun tedavisi için terlemeyi azaltmak, daha bol giysiler giydirmek ve ılık suyla banyo yaptırmak genelde yeterlidir. Yağlı kremler ter bezleri kanallarını kapatırsa terlemeyi engeller ve isiliğin çoğalmasına neden olur.

Bebeğinizi güneşten koruyun ama D vitamininden de yararlanmasını sağlayın

Yazın karşılaşılan bir diğer sorun güneş çarpmaları ve yanıklarıdır. Bunu önlemenin en kolay yolu güneşe çıkılacak saatlerin seçimi ve sıvı takviyesidir.

Bulunduğumuz bölgeye göre saatleri ayarlamak şartıyla -özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmamalı- sabah ve akşam çok uzun sürmeyen güneşlenmeler sağlıklı olacaktır.

Yüksek koruma faktörlü, mekanik bariyeri de olan güneş kremi sürerek güneşe çıkılmalıdır. Güneş kremi seçerken suya dayanıklı olup olmadığına ve koruma faktörü derecesine dikkat edilmelidir.

Güneşe çıkmadan sürülmesi ve belli aralıklarla yenilenmesi koruyuculuk açısından önemlidir. Güneş yanığı oluşursa iyileşmeden tekrar güneşe çıkılmamalıdır.

Yaz günlerinde şapka takılması güneş ışınlarından yüzü ve belki de omuzları koruyacağı için uygun olacaktır.

Yaz ishallerine dikkat!

İshal daha çok yazın karşımıza çıkan bir sorundur. Yazın daha sık olmasının nedeni mikroorganizmaların sıcak ortamda hızlı üremesidir.

Ayrıca yazın havuza ve denize daha çok girilir ve su yutarak daha çok mikrobu ağızdan alma ihtimali artar. Yaz ishallerini engellemenin en kolay yolu içme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz su kaynaklarından elde edilmiş olmasıdır.

Uygun şartlarda saklanmadığı, dışarıda bekletildiği düşünülen yiyeceklerin tüketilmemesi gerekir. Ambalajlı ürünlerin saklanma koşulları ve son kullanma tarihine dikkat etmek gerekir.

Özellikle yaz döneminde çok tüketilen bir gıda olan dondurmanın üretim, saklanma ve sunum koşulları göz önüne alınmalıdır. Sütlü, kremalı, mayonezli, etli yiyecekler çok çabuk bozulmaktadır.

İshalin tedavisinde kaybedilen sıvıyı yerine koymak ve enfeksiyon etkeni mikroorganizma tespit edilerek ilaç tedavisine başlamak gerekir.

Tatil önerileri…

Yaz ayları ebeveynlerin çocuklarıyla daha çok vakit geçirdiği bir mevsimdir. Aynı zamanda ishallerin, güneş çarpmalarının, bunlara bağlı olarak sıvı kayıplarının, böcek sokmalarının, burun kanamalarının ve deri hastalıklarının daha sık görüldüğü bir dönemdir.

Tatilde çocuklar tehlikelere daha açıktır. Bu nedenle belki de en önemli nokta çocuğunuzu sürekli göz önünde bulundurmanız, karşılaşabileceği tehlikelere karşı tedbirli ve uyanık olmanızdır.


Çocuklar ve korkuları (3-6yaş)

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Temmuz - 1 - 2010 Yorum Yap

Çocuklardaki korku tepkileri nelerdir?

Korkmuş olan bir bebek ağlama, çığlık atma ve anne-babaya sarılma şeklinde tepki gösterir. Anne- babanın yanından ayrılmak istemez.  Yürüme becerileri kazanan bir çocuk bir eşyanın arkasına saklanabilir.  Dil gelişimi yeterli düzeyde olan bir çocuk nelerden korktuğunu sözel olarak ifade edecektir. Bu durumda nelerden korktuğunu öğrenebilir ve korkularını ona tanımlayarak rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Bazı çocuklar korktuklarında kekeleyebilir. Sizinle akşamları birlikte yatmak isteyebilir. Mide bulanması, kusma, kalp ritminde artma gözlemleyebilirsiniz. Yanından ayrıldığınızda endişesi artar. Gece korkulu rüyalar görmeye başlayabilir. Ağlayarak uykudan uyanabilir. İştahsızlık görülebilir.

Korku yaşayan bir çocuğunuz varsa ona nasıl davranmalısınız?

• Öncelikle çocuğun neden korktuğu tespit edilmelidir.
• Korktuğu şeyi tanımlamasını isteyin. Yaşadığı duyguları paylaşarak onu ve korkularını önemsediğinizi hissettirin.
• Onu dinlerken endişeli olmayın. Korkmuş olan bir çocuk sizin korktuğunuzu hissederse endişe düzeyi daha da artacaktır.
• Yalnız olmadığını, yanında olduğunuzu, güvende ve her şeyin yolunda olduğunu hissettirin. Bunu ses tonunuzla, mimik ve davranışlarınızla sağlayabilirsiniz.  Rahat ve sakin olmalısınız.
• Ona dokunarak rahatlamasını sağlayabilirsiniz.
• Korktuğu şeyle ilgili açıklamalar yaparak ona güven vermeye çalışmalısınız. Örneğin; canavarlardan korkan bir çocuğunuz söz konusu ise aslında canavar diye bir şey olmadığını, bunun sadece masallarda olabileceğini açıklayın. Odasını birlikte gezerek, dolapların içine bakarak hiçbir şeyin olmadığını gösterip onun  içini rahatlatabilirsiniz.
• Korktuğu şeyin yavaş yavaş üzerine gitmesini sağlayın. Her aşamayı ona güven vererek ve onayını alarak yaparsanız daha sağlıklı olacaktır. Örneğin; köpekten korkan bir çocuğunuz varsa önce köpek kahramanı olan güzel hikayeler ve masallar anlatın. Önce düşünsel ( bilişsel ) olarak köpeklerin kötü hayvanlar olmadığını öğretin. Uysal bir köpeği uzaktan izlemesini sağlayın, zarar vermediğini görmesi gerekir. Biraz zaman  tanıyarak yavaş yavaş yaklaşmasını sağlayın. Kontrolün onda olduğunu hissettirmelisiniz.
• Korkulu masallar anlatmamalı ve çizgi filmler izlettirmemelisiniz.

Korkuların ortaya çıkması doğal bir süreç olsa da bir süre sonra doğru anne-baba yaklaşımları ile kontrol altına alınmalıdır. Kontrol altına alınmayan ve sürekli  tekrar eden korkular çocukların psiko-sosyal gelişimlerini olumsuz etkiler. Farklı davranış problemlerinin ortaya çıkmasına  ve çocuğun günlük yaşantısını olumsuz etkilemesine neden olur. Uzun süren korkular çocuğun kendine güvenini olumsuz etkiler. Uzun süre kontrol edilemeyen ve gittikçe artan korkular söz konusu olduğunda bir uzman desteği alınması çok daha sağlıklı olacaktır.

Çocuk psikolojisinde renklerin önemi

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Haziran - 30 - 2010 Yorum Yap

Çocuklar dış uyaranlara bizden çok daha fazla duyarlıdırlar. Çünkü dünya onlar için yenidir. Etraflarındaki her şeye fazlasıyla dikkat ederler. Özellikle küçük yaşlarda dünyayla aralarındaki en güçlü bağ gözleridir. Renkli ve hareketli nesneler dikkatlerini çeker. Resimli kitaplara bakmaktan hoşlanırlar. Dış dünyaya bu kadar ilgili olan çocuklara renklerin etkisi de küçümsenemez.
İsterseniz öncelikle genel olarak renklerin anlamları ve etkilerinden bahsedelim:

KIRMIZI: İştah açıcı özelliği vardır. Gıda firmalarının birçoğunun logo ve tabelalarında ağırlıklı olarak kırmızıyı tercih etmelerinin sebebi budur. Kırmızı aynı zamanda kan basıncını ve adrenalini artırır. Psikolojik olarak uyanık ve tetikte olmayı teşvik eder. Parlak tonları ve fazla kullanımı aşırı uyarıcılığı dolayısıyla gerginliğe sebep olabilir.

TURUNCU: Psikolojik olarak neşeyi teşvik eder.

SARI: Geçicilik ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Taksilerin sarı olmasının sebebi budur. Psikolojik olarak olumluluk ve canlılık özellikleri vardır. Uçuk tonları karanlık odalara ışık verir, neşeli bir renktir.

PEMBE: Rahat hissettirme etkisi vardır. Kasları gevşetir, duyguları geliştirir. Doğuya bakan odalarda, bebeğin daha erken uyanmasına neden olabilir.

YEŞİL: Güven verir, yaratıcılığı körükler. Uyumlu ve dengeleyici özelliği vardır. Yatak odası için rahatlatıcıdır. Özellikle uçuk yeşil gözleri dinlendirir, sakinleştirir. Bebeğin gündüz uykusuna dalmasını kolaylaştırabilir.

MAVİ: Sakinlik simgesidir. Kan basıncını düşürür. Batıda intiharı azaltmak için köprü ayakları maviye boyanır. Okulların maviye boyanmasının sebebi de mavinin bu sakinleştirici ve barışçıl etkisidir. Özellikle soft mavi fazla heyecanlı bebeklerin odaları için uygundur.

TURKUAZ: Canlandırıcı ve serinleticidir. Daha uçuk tonları mavi ve yeşil gibi sakinleştiricidir.

MOR: İç bilinci teşvik eder. Nevrotik duyguları ortaya çıkartır.

BEYAZ: Genelde temizlikle ilgilidir. Saflık sembolüdür. Çalışma odalarında kullanılmamalıdır. Çünkü beyaz, gözü yorar, öğrenme hızını düşürür.

Bu anlamlar çocukların renklerle olan ilişkisinde göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle yatak odalarında renklerin pastel tonları kullanılırsa uykuya geçişin kolaylaşması sağlanabilir. Kırmızı, turuncu gibi sıcak renkler kan akışını hızlandırdıklarından uyku ortamında temel renk olarak kullanılmamalıdır. Bunlar yerine mavi, yeşil, pembe gibi rahatlatıcı renkler tercih edilmelidir. Ancak bu renklerin de parlak tonları gözleri yorabileceğinden pastel ve açık tonları daha uygundur. Burada unutulmaması gereken, çocuğun zeka gelişimi için farklı uyaranlara da gereksinim duyduğudur. Odadaki aksesuarlar farklı renklerden seçilebilir ve bu şekilde çeşitlilik yaratılabilir. Yatak odası dışında, çalışma odası gibi konsantrasyon gerektiren işlerin yapıldığı odalarda sarının yumuşak tonları kullanılabilir. Çocuk odasında renklerin yanında dikkat edilmesi gereken bir başka etken de ışıktır. Oda yeterince aydınlık olmalı fakat özellikle yapay ışıklandırma çok fazla olmamalıdır. Çünkü fazla güçlü ışık çocuğun gözlerini yorabilir ve dikkatini azaltabilir.

 

Çocuğunuz sizi parmağında oynatmasın

Ekleyen: Sonbahar Eklenme Tarihi: Haziran - 29 - 2010 Yorum Yap

Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, böyle olunca da ‘parmakta oynatılan’ yeni nesil anne-babalardan olmak istemiyorsanız aşagıdaki 8 tavsiyeye kulak verin.

Yeni nesil anne-babaların çocuğa sınırlarını öğretmekte tutuk davrandığını, özgüven aşılamada abartıya kaçtığını ve net bir ses tonuyla ‘dur’ diyemediğini söyleyen Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir: “Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, böyle olunca da ‘parmakta oynatılan’ yeni nesil anne-babalara günümüzde hayli sık rastlamak mümkün. Oysa bu tarz çocuk yetiştirme, sadece kendini önemseyen bir nesil yetişmesine neden olabilir!” diyor.

Çocuğunun her davranışını büyüteç altına alan, ona sınırlarını öğretmede tutuk davranan, net ve yüksek bir ses tonu ile ‘dur’ diyemeyen, halk arasındaki tabire göre ‘parmakta oynatılmaya’ aday yeni nesil anne-babalar sağlıklı çocuklar yetiştirebiliyor mu? Bu tarz çocuk yetiştirmenin, abartılı özgüven şişirmesi ile benmerkezci, sadece kendisini önemseyen, insani duyarlılıkları zayıf kalacak bir nesil yaratacağı uyarısında bulunan Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ‘psikolojik hataları’ anlattı:

1- ÖZGÜVEN HER KOŞULDA İYİDİR: Bu bilgi, 1980 ve 90’lı yıllarda Amerika/Avrupa’daki ‘yeni çocuk yetiştirme açılımı’na psikoloji biliminin ‘katkısı’ olarak ortaya sürülmüştür. Ancak yıllar, pek çok önemli kuramcının bu konuyu yeniden değerlendirmesine yol açmış, çocuklara özgüven pompalamasının, katkıdan çok zarar getirmeye başladığını göstermiştir. Çocuğa ‘sen çok özelsin, farklısın’ mesajlarının sıklıkla gitmesi, erken yaşta aşırı şişen bir ‘benlik’ duygusuna yol açabilir. Çocuğun her davranışını mercek altına almamak, sürekli ona açıklamalar yapmamak; yani hayatta “sürekli ve sadece” onun merkezde olduğu algısını ortadan kaldırmak, özgüvenden bencilliğe gidebilecek yolu kesebilir.

2- ÇOCUKLARA ASLA KIZILMAZ, YÜKSEK SESLE KONUŞULMAZ: Çocukların onurlarını kırmamak, onları ruhsal ve fiziksel olarak korumak sadece anne-babanın değil, hepimizin görevi. Ancak çocuk, kimi zaman net ve sert yönlendirmelere de ihtiyaç duyar. Örneğin; annesine herkesin ortasında tekme atan 3 yaşındaki bir çocuğa, sakince ‘bu yaptığın pek hoş değil’ demek yerine, sert ve net bir ses tonu ile ‘yapma!’ denilerek, sert ve donuk bir yüz ifadesi ile tepki verilebilir. Çünkü şiddet göstermesi neredeyse normal karşılanan bir çocuk, bu davranışı artırarak yineleyecektir.

3- BAŞKALARININ YANINDA ÇOCUĞA KIZILMAZ: Çocuk, bu bilgiyi kullanarak, başkalarının yanında dizginlenemez davranışlar sergiler. Örneğin; başkalarının yanında sürekli gürültü yapan bir çocuğa da sert bir şekilde ‘hayır’ denilebilmelidir. Çünkü çocuk, çevreye verdiği rahatsızlığın farkında olmaz. Ona sınırlarını öğretecek olan anne-babadır. Çocuk bu sınırları ihlal etiğinde, anne-baba o anda müdahale ederek, net yönlendirmelerle bu ihlallere ‘dur!’ diyen taraf olmalıdır.

4- BAŞKALARININ ÇOCUĞUNA ASLA MÜDAHALE EDİLEMEZ: Eskiden genç annesinin başa çıkmakta zorlandığı bir çocuğu, tatlı sert bir müdahale ile hizaya getiren ‘teyzeler’ vardı. Günümüzde ise bir kafeteryada ortalığı birbirine katan bir çocuğa çoğunluk, ‘başkasının çocuğuna asla müdahale edilmez’ düşüncesi ile sessiz kalabiliyor. Oysa görmezden gelmek, hatta çocuğa gülümsemek yerine; anne-babayı rencide etmeyecek şekilde çocuğa dönerek ‘anneni çok zor durumda bırakıyorsun ve bağırtınla da hepimizi rahatsız ediyorsun’ denilebilir.

5- ÇOCUĞUN HER MERAKI GİDERİLMELİ: Çocuğun her sorusu ayrıntılarıyla cevaplanırsa, düşünceleri ve hayal gücü yetişkin cevapları ile ‘sınırsızca’ karşılık bulursa; ‘çevrenin onun sorularına ve konuşmalarına yetişemediği ve bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlayan’ bir çocuk haline gelebilir. Çocuk, bazı sorularının cevabını kendi hayal gücünden tamamlayabilir. Her şeyi ayrıntısıyla bilmek zorunda değildir. Her sorusunun ayrıntılarıyla yanıtlanması, düşünce hızını ve konuşma miktarını kontrolsüz hale getirebilir; bu da onun kaygı düzeyini artırabilir, ‘yetişkin dili’ ile konuşan (‘büyümüş de küçülmüş’) bir duruma getirebilir.

6- HER SESLENİŞİNE CEVAP VERİLMELİ: Her seslenişine (o anda bir yetişkin ile muhabbet halinde iken bile) karşılık alan çocuk da ‘sınır’ problemi yaşar. Bir başkası ile konuşan anne-babasını bölen çocuğa her seferinde cevap vermek; ona ‘diğerlerinin birlikte yaptıkları şeyler değil, sadece senin ne istediğim önemli’ mesajını gönderir. Çocuk, isteğinin anında giderilmesini ister. Bunu ‘normal’ karşılamak ve diğer konuşmayı önemsememek, doğrudan bu mesajı verir.

7- AİLE İÇİ KARARLAR MUTLAKA ÇOCUĞA DA SORULMALIDIR: Bu bilgi de; 6 yaşında ancak hafta sonunda nereye gidileceğine karar vermesi istenen, 8 yaşında ancak eve alınacak mobilyayı seçen, 4 yaşında ancak akşam mönüsü onun seçimine göre düzenlenen çocuklara işaret eder. Demokratikliğin çocuğu da kapsaması demek, aile içindeki önemli her karara çocuğu da katmak demek değildir. Bazı kararları sadece yetişkinler vermelidir. Karar verme sistemine ‘her zaman’ çocuğu da katmak, hatta onu ‘asıl karar verici’ yapmak çocukta yük yaratır, ego şişmesine yol açar.

8- YEMEK YEMEYEN ÇOCUĞA ASLA ZORLAMA YAPILMAZ: Bu, sadece pediatrinin değil, psikolojinin de kısmen konusudur. Bir bebeğe abartılı şekilde yemek yedirilmeye çalışılması, 7-8 yaşlarındaki çocuğun ağzına yemek tıkılması (bu, bağımlılık açısından riskli bir belirtidir) ne kadar sağlıksız ise; yapısal olarak ‘yememeye yatkın’ çocuklara asla baskı yapmamak da gerçekçi değildir. Bu tür çocuklar, tamamen kendi inisiyatiflerine göre yemek yiyemezler. Özellikle 2 yaş civarı çocuklar, bu konuyu iyice oyuna çevirirler, yemek yerken gezerler. Gezerken ya da masadayken, çocukların ağızlarını açmak istemedikleri zamanlarda da net (ancak şiddet, aşırı öfke göstermeden) yönlendirmelerle yemek yedirilebilir.

 

 

Parmaklarını oynatmayı başardı

Geçtiğimiz hafta 18 saat süren bir ameliyatla her iki eline de el nakli yapılan hasta, parmaklarını oynatabiliyor. ABD’de Oklahoma’da yaşayan [...]

Rekor Ona Geçti

Kolombiya’nın başkenti Bogota’nın varoşlarında yaşayan Edward Nino Hernandez (24), Çinli He Pingping’in ölümünün ardından Guinness tarafından dünyanın en kısa insanı [...]

Esin’i Öldüren Estetik

17 yaşındaki Esin Sağlam, burun ameliyatı olmak için bıçak altına yattı. Ameliyat sonrası durumu ağırlaşan genç kız, 6 gün sonra [...]

Bebeğin Babası Enişte !

Baldızının doğurduğu bebeği “sokakta bulduk” diye polise getiren marangoz, DNA testiyle baba olduğu kanıtlanınca suçu itiraf etmek zorunda kaldı. Baldızın [...]

  • FederaL
    :KaramboL Paylasim icin Tskler DAim Aramıza Hos geLdin… :)
  • Sonbahar
    :Tinercinin isyanını duysalar Orhan Pamuk’un Referandum rengini herkes unutur… Ne denir ki o...
  • Sonbahar
    :Yakında bu kurabiyeler oruç bozmaz da derler:)))
  • eksy
    :vay canına :)
  • admin
    :Sırtımızı diğer dünya ülkelerine verdiğimiz zaman dünyanın en ileri ülkesiyiz ;) Bence bu ülkede katıksız bir...

Etiket

Populer