Sanırım Türkiye’de şu sıralar Hanefi Avcı ve onun yeni çıkan “Haliç’te Yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” kitabı hakkında bir şeyler duymayan kalmamıştır. Gündemdeki bu kitaptan bahsetmeden önce öncelikle Hanifi Avcı’yı tanımakta fayda var.
Hanifi Avcı Kimdir?
Hanifi Avcı 1956 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. 1976 yılında Mut ilçe Emniyet komiseri olarak meslek hayatına başladı. Daha sonra sırasıyla İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü, KOM Dairesi Başkanlığı ve Edirne Emniyet Müdürlüğü görevlerini icra etti.
1983 yılında zamanın büyük kaçakçılıklarından olan Altın Kaçacakçılığı olayını ortaya çıkardı. 1984- 1992 yılları arasında Diyarbakır’da ve İstanbul’da çalıştı. Susurluk komisyonunda yaptığı , özellikle askerleri ve Veli Küçük’ü hedef alan çarpıcı açıklamalarıyla eleştiri ve suçlama oklarını üzerine çekti. Genelkrumay Başkanlığı’nın dinlenmesi olayına adı karıştığı için açığa alındı. Katıldığı bir televizyon programında Milli İstihbarat Teşkilatı’nın telefonlarını paylaştığı için tutuklandı ve hapis yedi. Daha sonra Danıştay’dan aldığı mahkeme kararıyla görevine geri döndü
Emniyette teknik-elektronik istihbaratın kurucusu olarak da bilinen Hanefi Avcı halen Eskişehir Emniyet Müdürü olarak görevine devam etmektedir.
Hanifi Avcı kitabında ne anlatıyor?
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor.
Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor.
Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkilatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı’nın dürüst ve cesur sesine kulak verin!
(Tanıtım Bülteninden)
Not: Yazar kitabındaki iddaları belgelere dayandırmadığı için yapılan eleştirilere belgeleri de koyarsam cilt cilt roman olur cevabını vermiştir.
Kitabı henüz ben de okumadım merak ediyorum bu romanın ne kadarı gerçek
Kitap hakkında yorumlarınızı esirgemeyiniz.












